Category
Etkinlikler

İşte Böyle Güzelim

‘İşte Böyle Güzelim’, dört kadın tarafından derlenmiş bir kitap; onlarca kadının birbirlerine anlattığı cinselliklerinin hikayeleri; başka onlarca kişinin bu hikayeleri herkese okuyarak paylaştığı bir okuma tiyatrosu; ‘bak ben anlatınca tam aynı olmuyor, kendin izlemelisin’ diyenlere izletmek üzere bir video. Bu kez de Artımprojects’e konuk oldu; ’Bastırılan, kışkırtılan, metalaşan, küfürleşen, gözlerden ırak yaşanan, gözümüze gözümüze sokulan, haz veren, gizlenen, utanılan, korkulan, susulan, arzulanan, içimizi kıpır kıpır yapan, kabusa dönüşen, adı olmayan, adını başkalarının koyduğu cinselliklerimiz’ yeniden döküldü.

 

25 Kasım 2017 saat 19.00’da, İşte Böyle Güzelim’i dinleyip, izledik ardından da hep birlikte düğümlerimizi konuştuk.

 

Kitabın Önsözünden: Bu kitap, kadınların kadınlara anlattıkları cinsellik hikâyelerinden oluşuyor. Önce söze döküldüler, sonra yazıya. Birkaç tane hikâye doğrudan yazıyla ifade buldu. Hikâyelerimizi biraraya getirerek kadınların başka kadınlar ve erkekler için seslendirecekleri bir “okuma tiyatrosu” yaratma hayaliyle yola çıkmıştık. Hikâyesini paylaşan tüm kadınlar bunu bilerek konuştular bizimle. Hikâyeleri okunabilecek hale getirmek için çok kısaltmamız gerekti. Bunu yaparken çok zorlandık; sözü yazıya çevirirken her kadının kendi dilini ve sözlü paylaşımların sıcaklığını koruyabilmek için çok uğraştık. Görüşmelerin belirli bölümlerini atladık ama çok zorunda kalmadıkça orijinal cümlelere, ifadelere dokunmadık. Nilgün’ün Berkeley’de olduğu ama Ayşe Parla’nın aramıza katıldığı bir dönemde, birbirimize yüksek sesle okuyarak her hikâyenin üzerinden defalarca geçtik. Okunduklarında anlaşılır olmaları çok önemliydi. Okuma tiyatrosu için kısaltılmış metinler daha sonra hikâye sahipleri tarafından da okundu, düzeltildi, (bazı durumlarda) değiştirildi. Bu süreçte ne yazık ki iletişim bilgilerini kaybettiğimiz veya onlar mekân değiştirdikleri için altı kadına ulaşamadık; hikâyelerinin yazılı halini onaylatamadık. Bir kadın da hikâyesini görmek istemediğini ama anlattıklarını istediğimiz gibi yayımlayabileceğimizi söyledi. Kalan herkes hikâyesinin son halini okudu ve onayladı. Ne yazık ki, aslında 50’nin üzerinde görüşme yaptığımız halde, bunların hepsine bu kitapta yer veremedik. Okuma tiyatrosu çerçevesinde tüm hikâyeleri değerlendiremeyeceğimizi görüp bazı hikâyeleri bir sonraki kitaba saklamaya karar verdik. Bunu ne zaman yapabileceğimizi şu anda bilmiyoruz ama tüm görüşmeleri daha uzun halleriyle yayımlayacağımız ayrı bir kitap hayal ediyoruz. Çoğu hikâye yalnızca birimizle paylaşıldı, bir kısmı da aramızdan iki kişiyle. Hepimize birarada anlatılan yalnız iki hikâye oldu. Hikâyelerini paylaşan kadınların hepsi anonim kalacaklarını bildiler; hepsi kendine bir rumuz seçti veya bizden onun adına bir rumuz belirlememizi istedi. Hikâye sahiplerinin kimliği görüşme yaptığı kişi(ler)de saklı kaldı. Bu isimleri birbirimizle dahi paylaşmadık. Almanya ve Türkiye’de görüştüğümüz eğitim, meslek, etnik köken ve yaş olarak farklı kadınlarla bazı durumlarda yakından tanışıyorduk, bazılarında ise ilk defa görüşüyorduk. Her iki durumun da olumlu ve olumsuz yanlarını yaşadık. Bazı kadınlar bir defa görüşecekleri, bir daha görmeyecekleri birisine daha kolay açıldılar, bazı durumlarda ise tanışıklık paylaşımın samimiyetini ve derinliğini arttırdı. Görüşmeler sırasında yönlendirici olmadan dinlemeye, paylaşmaya, diyalog kurmaya çalıştık.